
Geçtiğimiz günlerde Bundle uygulamasında bir habere denk geldim. Dünyaca ünlü tasarımcı Rick Owens’ın Adidas ile iş birliğini anlatıyordu. Fotoğraflarda ise mankenlerin üzerinde şişme eşofman takımları vardı. Görüntü çok çarpıcı olduğu için dikkatimi çekti ve araştırdım. Adidas’ın ‘Climacool’ teknolojisine sahip bu tasarımlarda, giysinin astarına entegre küçük fanlar bulunuyor. Bu fanlar sayesinde giysi balon gibi şişerek havayı vücut etrafında dolaştırıyor ve kullanıcının serin kalmasını sağlıyor. Owens’ın Paris Erkek Moda Haftası’nda adidas için tasarladığı bu koleksiyon aslında aşırı sıcaklara ve iklim krizine atıfta bulunuyor. Mankenlerin podyumda hiçbir estetik kaygısı gütmeden gururla yürüdüğünü görmek ise aklıma “Güzellik mi sürdürülebilirlik mi?” sorusunu getirdi. Ve bu sorunun etrafında dolaştıkça kozmetik sektöründe de iklim krizi ile şekillenen birçok yenilik olduğunu öğrendim.
Daha az plastik, daha çok bilim
Ürün içeriğinde hammadde eksikliği, lojistikte karbon ayak izi ve tasarımda ambalaj atıkları… Bu başlıklarla iklim krizi en çok kozmetik sektörünü şekillendiriyor. Tüketiciler, çevre dostu bilincini sürdürülebilir kozmetik ürünlerle kazanıyor. Daha temiz bir dünya için değişen ambalajlar ve içerikler, iklim krizi ile güzellik arasındaki sıkı ilişkinin kanıtı. Kaliteli güzellik ürünleri, sadece cildimizin canlı rengi ya da saçımızdaki hacim ile değil, bıraktığı yeşil izlerle ölçülüyor. Doğal kozmetik ürünleri az plastik ve çok bilim ile doğaya saygılı laboratuvarlarda ışıltısını temizliyor.

İklim krizinde doğal kozmetik sektörü

Cilt bakım rutinlerimiz, makyaj çantalarımız ve mis gibi kokan parfümler… Kişisel bakım ve güzellik sektörü, modern insanın iyi hissetmesini sağlayan büyük bir ekosistem. Ancak son yıllarda aynanın karşısında bu ışıltılı sektörün dünyaya bıraktığı derin izlerle yüzleşmeye başladık. İklim krizi, sürdürülebilir kozmetik ürünleriyle sektörü kökünden değiştiriyor. Çünkü güzellik rutinlerimizin dünyaya maliyeti sandığımızdan daha fazla. Kozmetik üretiminin bu krizin derinleşmesinde büyük rolü var.
Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacılar Derneği KÜAD tarafından 4’üncüsü düzenlenen ‘Kozmetikte Gelecek: Ne Üretmeliyiz Zirvesi’nde de konu sürdürülebilir kozmetik vurgusu vardı. Haber için tıkla
Sürdürülebilir kozmetik neden önemli?

Kozmetik endüstrisi, ürün ambalajından tüketicinin suya karıştırdığı kimyasala kadar ciddi bir çevresel ayak izine sahip. Örneğin her yıl milyarlarca üretilen plastik ambalajın çoğu geri dönüşüme uygun değil. Bu yüzden hem mikro plastikler su kaynaklarımıza karışıyor hem de plastik üretimi fosil yakıtlara bağımlılığı artırıyor. Hammadde kısmına gelirsek; en sık kullanılan palm yağı, devasa yağmur ormanlarının yok edilmesine neden oluyor. Bu da dünyanın en büyük karbon yutaklarının kaybolması anlamına geliyor. Bunlara ek olarak bir de su konusu var. Bir nemlendiricinin veya şampuanın içerik bilgisinde ilk sırada gördüğünüz Aqua yani Su, bu ürünlerin üretiminde tonlarca su tükettiğinin bir göstergesi. Ayrıca şampuan ve duş jeli gibi durulanan ürünler, su kaynaklarımızı kimyasallarla kirletiyor. Sürdürülebilir kozmetik yöntemleriyle geliştirilen doğal kozmetik ürünleri artık bir tercih değil, zorunluluk.
Doğal kozmetik üretiminde yeni dönem
Madalyonun diğer yüzünde iklim krizinin kozmetik sektörüne etkisi var. İklim değişikliği sadece gezegeni ısıtmıyor, kozmetik markaların tedarik zincirlerini de negatif etkiliyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar ve düzensiz yağışlar; parfüm endüstrisinin kalbi gül, lavanta, yasemin veya cilt bakımının vazgeçilmezi şifalı bitkilerin hasadını vuruyor. Bu da ham madde kıtlığına ve fiyat artışlarına yol açıyor. Bununla birlikte artan UV ışınları, hava kirliliği ve ekstrem hava koşulları, tüketicilerin cilt bariyerini bozuyor. Sektör artık sadece ‘yaşlanma karşıtı’ değil, ‘hava kirliliği karşıtı’ ve ‘aşırı sıcaklara dayanıklı’ doğal kozmetik ürünler geliştiriyor. Yeşil kimya laboratuvarlarında doğaya zarar vermeyen alternatifler ‘susuz kozmetik’ yani katı şampuanlar, toz temizleyiciler yükselişe geçti. Ayrıca yeniden doldurulabilir (refill) ambalajlar yaygınlaşıyor.
Isıya uyumlu akıllı güzellik ürünleri
İklim-adaptif kişisel bakım ürünlerinde resmen bir formülasyon devrimi yaşanıyor. Üretim aşamasında öyle akılcı çözümler var ki bazıları akıllı ev ürünleri yazımda bahsetmeye değer. Ürün yapısındaki değişikliklerde ilk sırayı ‘Susuz’ ve konsantre ürünler alıyor. Örneğin bir şampuanın veya saç kreminin yaklaşık yüzde 70 ile yüzde 80’i sudan oluşuyor. Markalar artık su kıtlığına karşı formüllerdeki suyu azaltıyor. Bu yüzden katı şampuanlar, son yılların en hızlı yükselen doğal kozmetik ürünü oldu. Üstelik katı formülün karbon ayak izinin azaltılmasını sağlayan bir yönü de var. Su taşınmadığı için ürünler hafifliyor ve nakliye kamyonlarının karbon emisyonu yüzde 80’e yakın düşüyor. Ayrıca bir katı şampuan, ortalama üç şişe sıvı şampuan kadar performans gösteriyor. Tozdan sıvıya dönüşen şampuanlar da oldukça popüler. Buna ‘Tozdan Sıvıya Teknolojisi’ deniyor. Aktif toz bileşenlere evde çeşme suyu ekleyip, çalkalayarak kendi şampuanınızı yapabiliyorsunuz.

Aynada dönüşen renkler

Makyaj ürünlerinde işin içine renk pigmentleri, ışıltılar ve yoğun ambalaj estetiği girdiği için iklim krizinden en çok etkilenen ama dönüşmesi en zor olan kategori. Çünkü bir rujun o canlı kırmızısını ya da bir göz farının o büyüleyici parıltısını çevreye zarar vermeden elde etmek tam bir mühendislik harikası gerektiriyor. Ancak iklim krizi ve sürdürülebilirlik baskısı, renkli kozmetikte doğal kozmetik teknolojileri içerik ve ambalajda kendini gösteriyor.

Görsel Claude yapay zeka aracı ile üretildi
Isıya uyumlu akıllı cilt kremleri
Aşırı sıcaklar, ani nem değişiklikleri ve artan hava kirliliği cilt bakım ihtiyaçlarını da değiştiriyor. Kozmetik sektörünün üzerinde çalıştığı yeni alan ‘iklim krizine karşı koruyucu’ formüller. Hayatımıza giren yeni nesil ürünlerden öne çıkan özellikleri aşağıda sıraladım.
Gözenek temizleyici hava kirliliği kalkanları
Sıcaklık artışları, özellikle büyük şehirlerdeki hava kirliliği ve ozon seviyelerini de tetikliyor. Yeni nesil serumlar ve spreyler, cildin üzerinde gözle görülmeyen, nefes alabilen bir mikro-kalkan oluşturuyor. Hava ve oksijen bu kalkandan geçerken, moleküler boyutu büyük ağır metaller ve kirli toz partikülleri eleniyor ve gözeneklere ulaşamıyor. Bu yeni doğal kozmetik ürünleri cildi geleneksel ağır kremler gibi tıkamıyor. Aksine ağır metallerin ve toz partiküllerinin gözeneklere dolmasını engelliyor. Tüm bunları ise içeriğindeki biyopolimerler sayesinde gerçekleştiriyor.
Murad – City Skin Detox Detoxifying Vitamins C Cream SPF 50

Hava kirliliği kalkanı teknolojisinin altın standartlarından biri. İçindeki özel polimerler ve antioksidanlar, cildin üzerinde mikro-fiziksel bir kalkan oluşturuyor. Gün sonunda yüzünüzü yıkadığınızda, bu kalkana yapışan kirlilik gözeneklerinize değmeden temizlenip gidiyor.
Satın almak için tıkla
Clarins – UV PLUS Anti-Pollution SPF 50

Kirlilik Karşıtı Kompleks teknolojisini dünyada ilk geliştiren markalardan biri ve tam bir şehir kalkanı. Bitkisel özlerle desteklenen içeriği, atmosferik kirlilikle birlikte klima ve elektronik cihaz kirliliğinin ciltte yarattığı oksidatif stresi engelliyor. Ve dışarıdan gelecek partiküllere karşı cildi tamamen izole ediyor.
Satın almak için tıkla
La Roche-Posay – Anthelios Invisible Fluid & Toleriane Ultra 8 Mist

Markanın kirlilik karşıtı ürünleri, partiküllerin cilde yapışmasını engelleyen yapışma karşıtı özelliğe sahip. Gün içinde makyajın üzerine de sıkılabilen Sprey, cildi nemlendirirken havadaki kirlilik unsurlarını bir cildin uzağında tutuyor.
Satın almak için tıkla
Polimer teknolojisi ile akıllı güneş kremi
Yeni nesil güneş kremi üretiminde akıllı polimerler kullanıyor. Normal kremler su ve ter ile karşılaşınca çözünürken, hibrit formüllerdeki polimerler su ve ısıyla karşılaştığında bir ağ gibi birbirine kenetleniyor.
Shiseido – Expert Sun Protector Lotion / Cream SPF 50+ Güneş Kremi

Bu teknolojinin dünyadaki ve Türkiye’deki en net, en ödüllü temsilcisi. İçerisinde markanın patentli SynchroShieldRepair™ teknolojisi bulunuyor. WetForce teknolojisi sayesinde terle veya suyla temas ettiğinde, sudaki minerallerle birleşerek koruma kalkanını güçlü hale getiriyor. HeatForce teknolojisi ise hava sıcaklığı ve cildinizin ısısı arttıkça kremin UV koruma bariyerini daha da sıkılaştırıyor. Terledikçe akmaz, tam aksine cilde daha iyi kilitlenir.
Satın almak için tıkla
Heliocare – 360° Gel Oil-Free veya Water Gel SPF 50+ Güneş Kremi

İspanyol dermokozmetik devi. Özellikle kızılötesi ışınlar ve termal ısı korumasında akla gelen ilk hibrit marka. Eczanelerde çok popüler. Bu ürünler sadece UVA ve UVB değil; görünür ışık (mavi ışık) ve Kızılötesi (IR-A) ışınlarına karşı tam koruma sağlıyor. Formülündeki Fernblock teknolojisi, güneşin ciltte yarattığı termal ısı hasarını ve kızılötesi ışınların yarattığı hücre içi ısınmayı nötralize ediyor.
Satın almak için tıkla
La Roche-Posay – Anthelios UVmune 400 Invisible Fluid Güneş Kremi

Türkiye’de en çok satan güneş kremlerinden biri. Tam bir hibrit mühendislik harikası. Netlock Teknolojisi ile güneş filtrelerini jel damlacıklarının içinde mikro düzeyde hapsediyor. Cilde sürüldüğünde ter, su ve yüksek sıcaklığa karşı aşırı dirençli, akmayan incecik ve homojen bir koruyucu film oluşturuyor. En sıcak yaz günlerinde gözünüze akıp yakma yapmıyor, yerinde sabit kalıyor.
Satın almak için tıkla
ISDIN – Fotoprotector Fusion Water Magic SPF 50 Güneş Kremi

Türkiye pazarında son yıllarda popülerleşen akışkan, su bazlı bir hibrit güneş kremi. Wet Skin teknolojisi sayesinde bu krem, ıslak veya terli cilde doğrudan uygulandığında bile beyaz kalıntılar bırakmıyor ve tamamen suya dayanıklı. Isı kaynaklı nemsizliği önlerken, yüksek sıcaklıkta akma riskini sıfıra indiriyor.
Satın almak için tıkla
Hibrit teknolojilere yakın plan
Eskiden güneş kremleri cildimizi sadece güneş ışınlarından korurdu. Şimdilerde ise bu kremler cildimizi adeta termal bir kalkan gibi sarabiliyor. Çünkü aşırı sıcaklarla gelen termal ısı cildin en derin katmanlarına inerek kolajeni eritiyor ve yaşlanmaya yol açıyor. İşte bu termal ısıyı nötralize eden hibrit ürün teknolojileri kaynağını okyanusun derinliklerinden alıyor. Nasıl mı? Doğanın en ekstrem sıcaklıklarına dayanan mikroorganizmalar, laboratuvarda cilt koruyucu birer şövalyeye dönüşüyor. Aslında bu canlıların doğa üstü yetenekleri laboratuvar ortamında taklit ediliyor.

Görsel Claude yapay zeka aracı ile üretildi
Isıya dayanıklı okyanus şövalyeleri
Güneş kremi ürünlerinin formülünü şekillendiren Ekstemofilleri anlatan bir National Geographic belgeseli.

Cildimizi aydınlatan kremlerin içeriğinde okyanusun 3 bin metre altındaki mikroorganizmaların hayatta kalma yeteneği saklı. Kelimenin anlamıyla onlar dönüşüm ürünlerinin ustası. Çünkü bu canlılar okyanus dibindeki hidrotermal bacalara meydan okuyan bir dayanıklılığa sahip. Sıcaklık 80°C’nin üzerine çıktığında normal canlıların DNA’sı ve proteinleri parçalanırken, onlar için 100°C ve üzeri sıcaklıklar adeta yaz tatili gibi. Aşağıdaki infografik ile bu canlıların en ünlülerini inceleyebilirsiniz.

Görsel Claude yapay zeka aracı ile üretildi
Geri dönüşümden gelen güzellik

Argan yağı gibi saç için değerli doğal içerikleri tarlalardan toplamak su ve karbon salınımı gerektiriyor. Üstelik iklim krizinden kaynaklanan aşırı sıcaklar bu hasatları vuruyor. Bu yüzden biyoteknoloji ile laboratuvarda üretim, artık markalar için daha güvenli ve ekonomik bir yöntem. Bitkiler tarla yerine biyoreaktörlerde hücre kültürlerinden üretiliyor. Ayrıca gıda endüstrisi atıkları da oldukça değer kazandı. Meyve suyu fabrikalarından çıkan elma ve zeytinyağı posaları saç bağlarını güçlendiren aktif maddeler dönüşüyor. Sıfır atık hedefi ambalaj teknolojisinde de kendini gösteriyor.
Markalar artık sıfırdan plastik üretmiyor. Bunun yerine üreticiler, okyanus kıyılarındaki plastik atıklarına odaklanıyor. Bu atıklar eritiliyor ve yeni şampuan şişelerine dönüşüyor. Örneğin ünlü saç stilisti Kevin Murphy’nin markası, şişelerini %100 okyanus atığı plastikten üreten ilk marka. Özellikle Endonezya sularındaki atıkları toplayan markanın şişeleri aynı zamanda tekrar dönüştürülebilir bir yapıya sahip. Murphy şampuan çeşitlerini incelemek için tıkla
Doğayı koruyan fikirler
Gülsha Arındırıcı Gül Tozu 45 gr.

Doğal kozmetik Türk markası ürünlerinde öne çıkan ürünlerden. Gülsha’nın arındırıcı gül tozu çevreci bir adım olarak öne çıkıyor. Bu ürünler susuz üretilmesinden kaynaklanan hafifliği sayesinde lojistik aşamasında karbon ayak izini azaltıyor.
Satın almak için tıkla
Garnier Fructis Elektriklenme Karşıtı Saç Serumu 150ml

Türkiye’de kozmetik satış noktalarında bulabileceğiniz Garnier Fructis Hair Food serisini inceleyebilirsiniz. Şişeleri yüzde 100 geri dönüştürülmüş plastikten üretiliyor ve yüzde 98 doğada çözünebilir yapıya sahip. Durulama suyuyla denizlere karıştığında balıklara zarar vermiyor.
Satın almak için tıkla
Cam ve alüminyum kalitesi
Geri dönüşüm malzemesi olarak alüminyum ve cam sonsuz kez kalitesini kaybetmeden geri dönüştürülebiliyor. Özellikle saç maskesi ve yağlarda plastik yerine alüminyum tüpler ile cam ambalajlar raflarda yerini aldı. Alüminyum daha hafif olduğu için nakliyede gerçekleşen emisyonu da azaltıyor.


Görsel Claude yapay zeka aracı ile üretildi
Biyo-tasarım: Suda çözünen ve mantar ambalaj

İklim krizine yönelik geliştiren ambalaj teknolojileri, doğada hiçbir iz bırakmamak üzerine kurulu. Çoğu ambalaj, özellikle katı şampuan kutuları ve hatta kargo koruma köpükleri bile artık plastik strafor yerine mantar köklerinden yani miselyumdan ve deniz yosunlarından üretiliyor. Üstelik bu ambalajlar bahçeye gömdüğünüzde birkaç haftada gübre haline geliyor.
Katı şampuan denince akla ilk gelen markalardan Lush, bu işin amiral gemisi. Katı şampuan ve hediye setlerini miselyum koruyucu mantar kutularda satışa sunuyor. Hatta internet siparişlerinin kırılmaması için kutunun içine doldurduğu koruma köpüklerini patates ve mısır nişastasından üretiyor. Bu köpükleri bahçeye atıp suladığınızda birkaç dakikada eriyip toprağa karışıyor. Ayrıca evdeki lavabonun içine atıp üzerine sıcak su döktüğünüzde saniyeler içinde tamamen çözünüp gidiyor.
Lush marka ürünler Türkiye’de satılmıyor. Yurt dışından sipariş verme yöntemlerini araştırmanız gerekiyor. Ancak ambalaj konusunda Türkiye’de destek alabileceğiniz BIOP Bıotech isimli yerli, miselyum üreticisi bir firma var. Paketleme, promosyon ve dekorasyon ürünleri ile çevre dostu çözümler sunuyor.


BIOP Bıotech markasının yüzde 100 dönüşebilen ambalaj malzemeleri. Daha fazlası için tıkla
Orta gelir grubuna dönüşüm desteği
Tüm bu ürünleri incelerken dikkatimi çeken nokta şu oldu. İçeriği ve ambalajı ile iklim krizine odaklanan ürünler, ortalamaya göre yüksek fiyatlı. Fikir Turu sitesindeki ‘Yeşil dönüşüm gerçekten adil olabilir mi?’ başlıklı makale bu soru işaretime ışık tutuyor. İklim kriziyle mücadele doğrultusunda yürütülen ‘yeşil dönüşüm’ politikalarının, orta gelir grupları üzerinde yarattığı sosyo-ekonomik adaletsizlikleri ve sınıfsal yükleri inceliyor.
Makalede yeşil dönüşümde adaleti oluşturmak için şu çözümler öne çıkıyor:
İklim Fonları: Çevre vergisi gelirleri genel bütçe yerine; dar gelirlilerin faturalarını destekleyecek ve toplu taşımayı ucuzlatacak fonlara aktarılmalı.
Gerçekçi İstihdam Dönüşümü: İleri yaştaki maden işçilerine kodlama öğretmek gibi uygulanması zor planlar yerine gerçekçi destek mekanizmaları kurulmalı.
Kayıt Dışı Emeğin Kapsanması: Sokak atık toplayıcıları ve mevsimlik tarım işçileri gibi grupların sistem dışı bırakılmak yerine güvenceli istihdam modelleriyle dönüşüme dahil edilmesi gerekiyor.
